| Bilime inanmayan kafirdir |
|
|
|
| Köşe Yazarlarımız - İlyas Salman | |||
|
Haftalık gazetelerde yazmaya başladığımdan bu yana o kadar kadir kıymet bilmez mesajlar aldım ve bir o kadar övgü ileten yazılar aldım ki, bunları bir tarafa atıp şunları söylemek zorundayım: Bugünlerde sağcı basının peşine düştüğü ve benden yana dediği Yunus Emre ile ilgili bıçak sırtı bir şey söylemeliyim. Yunus ne diyor? Bundan dolayı ne eleştirenleri inkar ederim ne de övenleri başımın üstünde taşırım. Dünya görüşüm iki anlayışa da serin kanlı bakmamı emrediyor. Mustafa Kemal deyince, beynini hurafeyle doldurmuş insanların bana kinle baktığını görebiliyorum; ama inatla yazacağım. Mustafa Kemal dedi ki: ''Bilimden uzaklaşırsan gideceğin yolun sonu karanlık.'' Çocukluğumuzda uyumadan önce ebemiz bize bir dua okuturdu. Duamız şu idi: Bugün insanın aya çıktığını, diğer bir anlayışla Hz. Ali'ye çıktığını inkar eden milyonlarca insan var. Mevlüt Dedeme ''İnsanoğlu öyle bir alet üretecek ki sen, Malatya Arguvan ilçesi Asar köyünden Meksika ya da Avusturalya'da yaşanan bir olayı dakikası dakikasına seyredeceksin.'' deseydim Şeytan diye beni taşlardı. Bilimin çözemediği sorun vardır; ama çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Yıl 1969. Sömürgen ve sürüngen Amerikan emperyalizminin piçleri, dünyayı çaldıkları yetmezmiş gibi aya iniş yaptılar. Apollo 11... Aynı gün ülkemizin güzel ve bir o kadar da cefakar kentlerinden olan Erzurum'da bir köylü vatandaş gazetesini açmış Neil Armstrong'un aya ilk adım atışını okuyor ve hayretle kendi eliyle kendini dövüyor: ''Bu Allahın gavurları düne kadar Ali diye bellediğimiz aya nasıl ayak basarlar?'' Bu vatandaşın kendi kendini dövdüğünü görünce başka bir vatandaş geliyor, ''Ula Hasan niye kendini dövüyorsun?'' diyor. Gazeteyi okuyan vatandaş, ''Yahu neden kendimi dövmeyeyim? Bu Amerikan puştları aya çıkmışlar, Ali'ye çıkmışlar!'' diyor. Vatandaşlardan bir tanesi '' Ula de ki Amerikalılar aya çıktılar. Belki oraya küçük apteslerini bile yaptılar. Peki, yukarıda kurban olduğum Allah boş mu duruyor? Ayağını uzatıp demiyor mu ki, ''Ulan ne işiniz var burada?'...'' Şimdi sevgili dostlar, derler ki: Zenginin yediği ekşi, torununun dişini kamaştırır. Belki Erzurumlu dedelerimiz Amerikalıların aya gittiğini hiç kabul etmeyecek. Yalnız bizde bir laf vardır: ''Allah'a inanmayan kafirdir'' derler. Halbuki 2009 yılında artık bilime inanmayan kafirdir... Şimdi kalkıp bir takım solcu müsveddeleri solun Türk'ü - Kürdü olmaz diyecekler. İnancımın bana emrettiği erime varıncaya kadar yürümek gibi bir anlayışım var. Yolda belki bacaklarıma kramp gelebillir, midem sancılanabilir... (Belki şunu söyleyebilirsiniz: ''Senin miden ve bağırsaklarınla ilişkimiz yok. Sen bir düşünce üretimi peşindesin.'') Ben inatla şunu söyleyeceğim size: Ben yaşamadan yazmam, yazmadan yaşamam. Benim elimi kaleme götüren güç sizsiniz. Bundan dolayı yazmadığım süre içerisinde kendimi mutlu hissetmem; çünkü karşı karşıya geldiğimiz insanların emek hırsızı olduğunu çok iyi anlarım. Benim bir şairim var: Sizi emeksiz değerlendirmeye tabii tutarsam ''emeksiz yemek olmaz'' teorisine ters düşerim. Bu ne bana ne size yakışır. Gözlerinizden öpüyorum.
|





