Layık olanlar Mustafa Kemal'in elini öpsünler PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - İlyas Salman

Kendi kendime sayıklıyorum. Nereden başladık, nereye geldik. Edison güneşi ampülle kilitledi. Biz aşkı kilitledik babamızın emriyle. Yolumuz yönümüze uygun düşüyor. Tarih ''evrim ya da devrim'' tezini değil, ''evrimden sonra devrim gelir'' tezini kanıtlamıştır. Bunu tarihsel gelişimi araştıran ya da kucaklayan tüm bilim insanlarında görmek olası. Marks'a bakalım. Engels'e, Lenin'e ve Mao'ya bakalım. Günümüz insanının geçmişini sağlıklı araştırırsak Spartaküs isyanına kadar uzanabiliriz.

Ben evrim ya da devrim teorisine Marksist açıdan bakmaktan yanayım. Marksist anlayış ekonominin burjuva çağına ulaştığı ülkelerde, daha doğrusu toplumun burjuva ve işçi sınıfı diye ikiye bölündüğü aşamada devrimsel durum ortaya çıkar diyor. Bu konuda Almanya ve İngiltere'yi örnek gösteriyor. Bu gelişmiş ülkelerden önce devrim yapan ya da yaptıkları hareketin devrim olduğunu sananlar prematüre (erken doğum) durumuna düşerler diyor.

Bunu 1917 Büyük Ekim Devrimi ve ardından gelen Çin ve diğer devrim sandığımız cüce hareketlerin 80'li yıllarda yıkılmasından anlayabiliriz. Yeni doğmuş bir çocuğa süt içirmek gerekirken pilav yedirirsen boğulur. Sovyet Rusya'ya bir bakalım. 1905 yılında Potekin zırhlısı Petrograd kıyılarına yanaşıyor. Bu güdük hareket sonrası 1917'de Büyük Ekim Devrimi yaşanıyor. 1989'da da kağıttan kaplan gibi yıkılıyor. Kızıl Meydan'da sosyalizmi lanetleyen ucubeler kol geziyor.

Çine bakıyorsun, bizim köylülerimizin büyük çoğunluğu Çin Devrimi'ni örnek alırlardı. Neredeyse Tanrı bir Mao iki derlerdi. O köylü 40'lı yılların sonunda sözde bir zaferle sonuçlandırdı.

Sonrası ne oldu?

Hangi resimle karşı karşıya geldik?

Hayat Çin'de bize çok çirkin bir fotoğraf gösterdi. Kabus gibi rüyalarımıza giriyor. Pekin Meydanı'nda Coca Cola reklamlarından geçilmiyor. Mao'nun kağıttan dediği emperyalizm, kaplan gibi koca Çin'in üstüne çullandı. Çin boğuluyor. Benim bir sözüm var. Diyorum ki, pilav pişerse deniz kadar yağ da benden. Şimdi laf devrim yapanların hangi korkunç rüyayı gördüğünden söz etmek bile istemiyorum. Küba'ya bakıyorsun. Yoksul mahallelerinde, favelalarda, yokluğun ve yoksulluğun pençesinde sürünmeyi sosyalizm zannediyorlar. Bu ve bunun gibi örnekleri niye veriyorum. Sıra Mustafa Kemal ve evrimlerine geldi onun için.

Bir takım aklıevvel vezir hocalar Mustafa Kemal'in harf devrimi, kıyafet devrimi, hilafet yerine halk demokrasisi anlamına gelen cumhuriyetin ilanına burun bükerek bakıyorlar. Bu beyni bedenin küçük insanlar evrimin ve devrimin ne olduğunu anlayamamış mahlukatlardır diyorum.

Ya bu yaratıklar evrimden anlamıyorlar ya da insanın hayvanımsıdan evrimleşme yolu ile insanlığa ulaştığını göremiyorlar. Mustafa Kemal tam bağımsızlıkçı bir Anadolu çocuğudur.(Şimdi ben Anadolu çocuğu deyince Mustafa Kemal Selanik doğumludur. Orada büyümüştür nereden Anadolu çocuğu oluyor diye düşünenler olabilir. Ama bende Malatya çocuğuyum.)

Mustafa Kemal devrime doğru giden yolun uzun ve zahmetli olduğunu anlayan ender insanlardan biridir. 600 yıl ilhak ve istila politikasından başka hiçbir becerisi olmayan ve Anadolu halkına ''mert-i Kıpti Türk'' diyen Osmanlı sultası altında inleyen Türkiye halkını... Hani bir türkü vardır:

Kara çadır ismi tutar
Mardin tüfek pas mı tutar
Ağlayalım anam bacım
Osmanlılar yas mı tutar

diyen zekası, kültürü ve dini kendinden menkul kadim Türkiye halkını devrime alıştırmak öyle kolay değildi. Bu bir yanılsama değil. Mustafa Kemal'in gerçek anlamda bir devrimci olduğunun kanıtıdır. Eğer Mustafa Kemal'i öğrenmek istiyorlarsa Söylev'i okusunlar. Orada Mustafa Kemal yeni kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekillerine devrimciliği ve devirmeceliği anlatıyor.

Fazla derse gerek yok.

Layık olanlar Mustafa Kemal'in elini öpsünler.

Saygılarımla

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile