Muhalefet yada Hilafet mi? PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - Alirıza Uğurlu

AKP’’ önde gelenleri henüz o çizgiye gelebilmeleri için önlerindeki çağdaş dünya engelini aşamadılar. Öyleyken, S. Erbakan ve taraftarları ‘’Numan Beyi saf dışı etti ve 1400 yıl önce ‘’Emeviler döneminde olduğu gibi’’ hilafete doğru mudur niyetleri?

Halife Osman da hilafete oturduğunda Mervan’ı yakını olarak yanına almış ve Şam da Muaviye de akrabalık bağları sayesinde koltuğunu korudu ve Haz. Muhammet soyunu ortadan kaldırma pahasına yerini oğlu Yezit’ e bırakmıştı.

Numan Bey, ‘’bir Kerbela daha yaşanmasın, deyip partimden ayrılıyorum demişti. O

zaman S. Erbakan’’ın ellerini daha çabuk tutması gerekir, çünkü işe çoktandır başka soyunanlarda var…

Bugün Sayın Hanefi AVCI’ dan açıklamalara bakıldığında, el çabukluğu zorunlu.

Ancak; Türkiye 90 yıla yakın cumhuriyet ve demokrasi adına oluşturulmuş kurumlarını imamlarla yönlendiriyorsa, bu günün dünyasıyla ipleri yavaş dan kopuyor demektir.

Diğer bir konu, Sayın Kılıçdaroğlu TBMM i açılışında S. Gül’ün önünden kalkmış, çok da iyisini yapmış. Bence o saygı demokrasi adına oluşmuş kurumlar ve o kurumlara bağlı 73 Milyon Türkiye insanına karşı yapılmış bir saygıdır. Dünyanın her yerinde, eksik olan hak ve hürriyetlerin bile, hayata geçirilmesi, saygıyla gündeme oturabilmiştir. Toplumsal yaşamda saygının önemi ölçülemediği gibi, saygı sayesinde hukukun her gün daha da insanlaşacağı gerçeği yatmaktadır.

Dönelim asıl konuya; İşin başını çeken Fettullah GÜLEN cemaat adamaları sistemde ‘’nerelere bakılırsa bakılsın’’ önemli yerlerde oldukları gizlenemez ve günübirlik de konuşulmaktadır. Peki, geçmişte ve günün iktidarları bu gidişattan hiç rahatsızız dediler mi?, hayır demediler. Yalnız ‘’bir avuç aydın, çağdaşlaşma adına durumu köşe bucak konuşup durdu, bir adım ileriye de gidilemedi. Açık ve net, Dünya Mersine Türkiye ise tersine…

Ancak, Siyonizm ve ırka dayalı siyasetle ‘’hele de günümüzde’’ iktidar bile olunsa ‘’önünde sonunda’’ zaman kaybetmekten başka ülke bir yarar yakalayamaz.

Çünkü dünya ülke ve milletleri bir birini aynada olduğu gibi, dünyanın ne tarafa yuvarlandığını görmekte ve birlikte yuvarlanılmaktadır. İnsan beyninin gelişmeye ve de değişmeye açık ve müsait olduğu inkar edilebilir mi? Birileri dış dünyadan gizlemeye çalıştıkları ilkel politikalarla nemalanıp palazlanabiliyor ve duygu kabartma politikalarıyla da ülke sorunlarının üzeri hep kapatılmaya çalışıldı. Mesela, ‘’boy değil soy’’ gibi laflarla.

Öyleyken önümüzdeki yıl, yani 2011 ortalarında parlamento seçimleri var, meclis yenilenecek, bu günkü durumdan farklı bir sonuç düşüncesi ağırlıkta ve bekleniyor da, ölmeyene hayırlısıyla görülecektir.

Saygılarımla.

 

Yorumlar  

 
0 #1 hüseyin 2010-10-05 09:28
aliriza abi yine gündemi iyi yakalamissin eline ve yüreginesaglik kendine bak iyi bremenden saygilar hüseyin
Quote
 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile