Dertmi girdi Ülkeye? PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - Alirıza Uğurlu

Domuz kribi geliyor, diye kimseyi korkutmak gibi bir niyetim yok. Yillardir anlamaya calistigim kavramlardan birisi de, “kimlerin isine yaradiysa“ Demokrasi”dir... Cok kullannildi ya, onu sakiz etti, bir daha da tükürüp atmaya niyetli birileri de yok, isin kötüsü bir de “beni halk secti” dik kafalaigi izlenmekte... Ülke su anda öyle bir durumla karsi kasiya ki, yani secim oldugunda “iscim, köylüm, esnafim, memurum, issizim der oylari toparlar ve iktidar olurlar. Secim zamani hic de adini agizlarina bile almadiklari “halkin kara kaderi olan sinifin” iktidari olup koltuklarinda ise koyulurlar.

Milleti ac perisan koyma pahasina birilerini de “Allah verdi deyip, zengin edebiliyorlar. Iste anlamkta zorlandigim “beni halk secti” dedirten demokrasinin görünen yüzü... S. Maliye Bakani Tekel iscilerinin talepleri hakkinda vicdandan söz ettiler. Eger o is vicdan isi ise, sizdeki o vicdanin önce tekel iscileri ve issizlein perisan haline “carpa carpa” sizlamasi gerekir. Bu da adi denen demokrasi sayesinde getirilen sorumlu bakanin görev anlayisi. Aslinda kendimize sunuda sormamiz lazim, “suclu olan demokrasi midir, yada bir zorba zihniyeti mi ülkede egemen? Demokrasi “halkin kendini yönetme sekli diye bize anlatildi. Öyle ise, ya islerlik kazandirilmali, yada o ismi kullanma hakkini kimse kendinde görmemelidir... Isin öbür yani, ortalik toz duman, herkes biribirine girdi girecek. Ülkedeki son durum ve sikintilar kimsenin umurunda degil. Kurumlarda koltuklar paylasilmis , agizlar dop dolu, vergitsin ediyor herkes birbirine. Tekel iscilerin durumu soruldugunda S. Basbakan da baska bir sey söyledi, “Ben milletin malini car cur edemem dedi... Iste bu da demokratik anayasal bir yapi icinde göreve atanan basbakan cikislari!!! Sag olsunlar, teknik donanimlarla güclü de bir medya var ülkede, agizdan cikan her söz aninda yerine ulastirilabiliyor, o kunuda hele sorun yok. Insanlarimiza gelince cok iyiler, “kendim ettim kendim buldum, gibilerden kuzu kuzu kahvelerde günesi her gün tepe arkasi yuvarlayabiliyorlar. Peki ne olacak simdi? Iktidar mi, Muhalefet mi, Kurumlar mi, Isciler yada, Issizler mi? Hele de köyler, isleri bitirilmis olsa da, akillilar vallahi, “lahanet olsun adam kavga degil mi, zaten bizleri ne gören ve nede soran oldu simdiye dek, deyip selamette görüyorlar kendilerini!!! Peki bu kavgada kim kazanir? Anayasa demokratik islerlik felan “el tersi ile öte edildi” bir meydan okuma var, kollar sivandi, kurumlarin icine sistemini yerlestirip, muhalefetsiz, “nasil olsa yine halk sececek, “amac degil de, arac olarak ele gecirilen demokrasi de fevkalade isletiliyor” O zaman kazanacak da kaybedecekler de anlasilan ortada. Kaybedecek halkin belli katmanlari var onlar olacaktir. Cünkü davul ayni davul, “calan da degistirilir mi desiniz? Devlet tam anlamiyla yari seriat la diyanete sirtini yaslamis dimdik ayakta... Hadi simdi sevgili emekciler, avcunuzu yalayin dedi Basbakan. Biz öldürülen “Ugur lari, Deniz leri, Hirant lari bu yigitlerimizi anmaya devam edelim , Apti Ipekci”nin katili de birakildi, hazirlikli olalim, arkasi gelebilir... Demokrasi dedim de, hatta cok takildim ona. Eski adi konusulan politikacilardan Ingiliz ”Corcil” demis. “Demokrasi iyi bir yönetim bicimi degil de, ondan iyisi de yok... Peki yok mudur? Var olmaya var da, onun isine gelen hic de “sosyal yani olmayan” firsatciliga önü acik modeli kralcilikla da empoze edilmis ve kendi yorumudur... 25 Ocak aksam NTV TV de kamu anket sonuclari aciklandi. Her seyi bir tarafa birakalim da, TBMM de MV dokunulmazliklarinin kaldirilmasini isteyenlerin orani 75% ler olarak gösterildi. Tekel isci direnislerinin durumu soruldugunda Syn. Basbakan”nin yanitini yukarda demistik, “Ben milletimin malini kimselere car cur ettirmem...” Madem öyle? 70 kusur milyon insanimizin üzerinde o kadar ciddi ve israrla durdugu yolsuzluklar konusu var, carcurun asil kaynagi da TBMM olarak konusulmuyor mu? Ayyuka cikan o sesler simdiye dek “ 7 yildir” nicin hep kulak ardi edildi ki? Dönelim kurumlar arasi cok yönlü seslere; “yasama yürütme ve yargi, bu kurumlar yurttaslarin huzur ve yasami icin olusturulan merciler olsa gerek. Dünya da oldugu gibi, ülkede de cagin ayibi yeteri kadar üst üste kondu, yöntemi cagdas insancil bir yana cevirmekte daha da gec kalinmamalidir, diye hep konustuk. Sevgili güzel insanlar, “tüm Dünya artik emperyalist ve isbirlikciler dünyasi olmaktan kurtarmakta gec hem de cok gec kalindi, halklar olarak, hepimize düsen güzel bir dünyaya sahip cikmak, yasamimizin olmazsa olmazidir diye sesleniyoruz.

Saygilarimla.

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile