Tam Laik olmadan Demokrasi mi? PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - Alirıza Uğurlu

Türkiye’de gelmiş geçmiş ve geçecek, ‘’Laiklik dendiğinde kaşınan bu iktidar’’ son yedi yıllık icraatında demokrasiyi ‘’araç olarak’’ şimdiyse, geleceğinden endişesi mi var da zamanı kullanıyor?
Bu ülke laik olmadan, hangi demokrasi ve kimlerin nasıl bir demokrasi için koşuşturulduğunu anlamak oldukça zor…
Bir süredir İç İşleri Bakanı S. Atalay; ‘’Kürt açılımı’’ deyip kapı kapı dolaşıp nabız tutmakta. Diğer bir taraftan ‘’Alevi Çalıştayı’’ adı ile 19 Ağustos da Ankara da belli isimlerden oluşan Sünni din adamlarını topladı ve dağıttılar. O toplantıda Diyanet ten çağırdıkları şahıs, Alevilerin asıl taleplerinden ‘’Cem Evleri’ni ibadet yeri olarak kabul edemeyiz demiş…
Eyvah yandı Aleviler…
Efendi; Haz. Muhammed’in sonradan gelip katıldığı, Haz. Ali’nin toprak evinde oluşan ‘’Kırklar Ceminden bu güne dek, ‘’Cem Evleri’’ Haz. Muhammed ve Ali yanlı Alevilerin vicdanında ibadet yeri olarak kabul bulmuştur. Sizin dilinizin dudak arasından fırlayacak ‘’kabul yada ret’’ sözüyle mi Cem Evleri Alevilere ibadet yeri sayılacak? İslam da ibadet yeri tek camilermiş…
Ben Dini iyi anlıyorum diyen, ya da bir okumuş çıkıp da desin? Hangi din ve kitabında İslamiyet dahil, ibadet şurada yada burada yapılacaktır diye farz buyrulmuş? Tüm tek tanrılı dinlerde de her inanç toplumu kendi ibadet yerlerini ‘’Peygamberlerinin ölümünden sonra’’ yapmış ve isim de koymuşlar, ( Kilise – Havra veya Sinogog- Cami ve Cem evi vs gibiler.
‘’İbadetin ‘’yeri- şekli - zamanı- dili, Farz mıdır?, yada şartlanmış uydurukçuların çoğaltması mıdır? İşte tam laik olmadan bir inanç kurumu adına ‘’tüm inançları da hiçe sayarak’’ sırtını tek mesepten oluşmuş iktidara dayamış, iktidar da gerekli maddi ve politik destekle yanlarında olduğunda bu ağızlar böyle konuşacaktır elbet.
’’Ya kendisinin gittiği yerde gidip kendisi gibi yapacaksınız, yada gittiğiniz yer ibadet yeri olamaz, ibadetiniz de Tanrı katında kabul görmez…
İşte böylesi ‘’Tanrı adına sorumsuzca konuşanlarla’’ bir arada yaşamak zorunda olan mozaik halklar arasında ‘’analar ağlamasın’’ deyip huzur ve istikrar arayacaksınız…
Kürt açılımı da buna yakın bir çıkışla herkesi merakta bırakmıştır. Kimin ne istediği düşünülmeden kimler nelerin peşinde koşuşturuyor?, bekleyip hep birlikte göreceğiz.
Sayın Bakan;
Partilere gidiyor, evet demokrasi diyorlar İş verenlere gitti, onlar da, evet demokrasi dediler İşçi sendikalarına vardı, hadi tezden demokrasi istediler Sınırsız, paylaşımcı, hoşgörülü ‘’önce insan’’ deyip de, ‘’7 senelik icraatlarınız içinde’’ hukuku insancıl işleyen tam Laik bir yapılanma için bir çalışmanız oldu mu? Tek düşünce doğrultusunda kadrolaştınız…
Açılım falan gibi laflarla laik olmadan demokrasi deyip devleti tüm kurumlarıyla tarafınıza çektiniz. Medyayı da arkanıza katıp 72 milyonu uyuttuğunuzu sanmayın.
Laik demokratik bir sistemle ‘’her şeyin kendisini istediği bir dönemde’’ birilerini milyonlar adına konuşturmak, arkasından da ‘’şu taraf bu tarafın böyle yaşamasını istiyor, dediğinizde huzurlu bir Türkiye’ye ulaşamazsınız…
Önce tüm farklılıklarıyla herkes yurttaş görülecek, kurumlar tarafsız işleyecek, herkes olduğu gibi, ‘’tam laik demokratik hukuku işleyen bir anayasal güvencede işinde aşında korkusuzca yaşamak istiyor.

Saygılarımla.

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile