Soygun da Sömürülen Sınıf PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - Alirıza Uğurlu
1886 işçi hareketi kazanımlarından işçilere kala kala ( 1 Mayıs) da meydanlara çıkıp bir gösteri yapma hakkı kaldı. Onun ötesinde hak isteme yollarının önü ‘’dünya da ve Ülke de’’ işbirlikçi tekeller tarafından tamamen tıkanmıştır… Örneğin Tük İşe üye emekçiler son ücret sözleşmelerinde bir daha gördüler ki çalışanların yaşam koşulları yerine sistemin sermaye adına ayakta durabilme sıkıntıları konuşuldu. Sonuç ‘’istense de istenmese de’’ bir dayatma ile işçi temsilcilerinin o doğrultuda imzaları alınmış oldu… Dıştan yönlendirilen ekonomik politikalar çalışanlara ‘’bununla yetin, ya da kapı dışarı, ‘’sen de sokağa’’ denilecek kadar ileri gidildi. Görünen o ki, ‘’ortamı yapıp hazırlayanlar’’ çalışanları tamı tamına köşeye sıkıştırdılar demek… Emeği temsil adına o masada yer alanlar da, sistemcilerle durumu iyi değerlendiriyor olacaklar ki ‘’son toplu iş sözleşmeleri adına el birliğiyle taşı yerine küt diye rahatça koyuverdiler. Almanya da 80 li yılların ortalarında ses cihazları üreten bir iş yeri işletme toplantısında işletme direktörü aynen şöyle söylüyor, ‘’meslekte uzmanlaşmamış bir işçi bizim açımızdan bir pense yada tornavidadır, kırılır ya da kullanılmayacak duruma geldiğinde atar yenisini koruz yerine’’ Çalışanlarsa, ağız alışkanlığı olsa gerek, konuştuklarında ‘’Bizim fabrika da, der söze koyulurlar. Aslında işletme sahibinin defterinde adları ‘’iş aracı’’ olarak geçer. Her emekçi bir patron nazarında sadece üretim amaçlı iş gücü olarak, ‘’fazla kar için’’ orada tutulur. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile iş gücü örgüt temsilcileri ‘’Yeni Dünya Düzeni’’ dedikleri sistem içinde onu değişmez bir yapı olarak görüp ikili anlaşmalara o anlayışla oturup kalkmaya başladılar. 1990 da yıkılan duvarlarla, ‘’uzlaşma kurulu olarak atanan birilerinin ağız hareketleriyle toplu pazarlıklar pazarlık olmaktan çıkarılıp emri vaki dayatmalarla noktalanır oldu … Bugün Türk İş emekçileri adına yapılan pazarlık ‘’emeğin önemine inanan her aydın’’ tarafından enine boyuna eleştirildi. Çalışanlar bu oyunların ne kadarının farkında?, ya da şu anda işten atılma korku sesleri kulaklardan eksik olmadığı için sessizliklerini korur gibiler. Anlaşılan o ki; emekçilerin ‘’pazarlık ve grev haklarının özgürce önünü açmak için’’ 1886 dünya emekçi hareketinin gündeme gelmesi gerekecek… Toplumda geçim sıkıntısıyla sıkılıp suyu kesilen işçi emekçileri ‘’maaşlarına zam’’ adı ile yapılan %1, ek ile ülkede insana verilen değerin bir göstergesi olsa gerek… Her gün bir adım daha ileri sayan emeğe saygısızlık kurnazca sermayenin içine düştüğü sıkıntılar bahane edilerek gölgelenmek isteniyor… Akla gelen asıl soru, bu Dünya birilerinin kula kul olması için mi var, günün zorbalarını üstünde şımartmak için mi ta güneşten kopup da indi? Şapkaları diz üstü koyup düşünmekte geç bile kalındı…İşsizlik, ‘’açlık sefillik sistemi ele geçiren vicdansız zorbalara kul olmak demektir…

EMEKCİ KARDEŞ

Bu dünyanın her yerinde
Emekçi kardeş......
Her imkan senin elinde
Emekçi kardeş......

Alın terin ağa yiye
Çabala patrona beye
Sende bir insansın güya
Emekçi kardeş......

Sömürünün pençesinde
Bürokratın kancasında
Ekmeğinin çabasında
Emekçi kardeş.......

Çalışır hak yok emekte
Elleri kazma kürekte
Birbirini vurur harpte
Emekçi kardeş......

Ali Rıza´m, işe yanar
Çalışır tek eller konar
Döner kendi kendin kınar
Emekçi kardeş .......

07.10.1976- ŞİİR BBDKG Kitabımdan

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile