İşte buraya kadar, bu heyecan da geçti, birbirinin rengine özenip, boyanmış çokça parti iki ayı aşkın bir süredir sabahın köründen gecenin karanlıklarına kadar, sokakları inim inim inletti, sonuç, herkesin saçı ak mı karamı önüne döküldü 29 Mart yerel seçimler herkese bir daha gösterdi ki, Dünyanın yuvarlak olması pek de fazla bir şey ifade etmiyor, o kendi ekseninde dönüp durmakta...1917 Ekim devrimleri ile kutuplaşmadan kurtulup korunmaya çalışılırken, 1980 li yılların sonunda görüldü ki, gazın ayağı pekte öyle değilmiş. Sermaye Allah var, işini bildi, İnsan üstü bir yaşam kurmanın yolları tam gaz açıldı, Din dir ırktır önüne kattı işi aldı götürdüler. Peki ya şimdi? Kuyruklar sıkıştı, Sık sık buluşup birbirlerine sormaya başladılar. Son yıllarda Güney Amerika da arka arkaya gelen yönetim değişiklikleriyle, sola açılmalar var. Ancak, öbür taraf sömürü dünyasında kapitalist politikalardan canı yanan, hatta canına kıyanların sayısı da az değil Dünyanın işine bakın ki, 1990 lar da dağılan Doğu Biloku ile emek sömürenlerin ağzı kulaklarına kadar açılmıştı. O ağızları büzülüp bağlanması için, sanki eller bağlı, kollar kırık gibi bakıp seyredildi Arap ve İslam dünyası insanlarına dünyasını unutturdu , herkes ahretine çalışıyor. Öbür yanda adam yerine koyulmayan Güney Amerika ülkeleri dünyasını yeniliyor. Bolivya ve Venezu ela, belki de dünyada en yoksul ülkelerden birileri idi. 2005 yılında başkanlığa getirilen Evo Morales korkmadı, Bolivya Ve Venezu ela bu iki ülkede, Gaz Ve Petrol gibi önemli kaynakları yabancıların elinden aldı. Bu kaynaklar devletleştirilmesiyle sosyal devlet anlayışı, temel ihtiyaçlar, sağlık, eğitim hizmetleri ücretsiz hale getirildi. Sadaka dağıtırcasına değil, sömürünün ibiğini sıkarcasına. Oralarda asıl sosyal devlet olma, kamu yararına işleyen bir demokrasiden söz ediliyor Dünya da bazı ülkeler geri kalmışlığın pabucunu dama atma çalışmalarını hızla ilerletirken, Türkiye Tanrı ile kul arasında siyaset yapmakla meşkul Şurasını en inceliğine kadar düşünmek lazım, Türk siyasetçilerinin kullandığı içi de altıda boş bir söz var. Nereden nereye Yaşanan işsizlik yoksulluk, köyler ve köylüler bir yana, şehirlerde at izi it izine karışmış. Şehir demek için binlerce şahit lazım. Ayrıntılara girmeye hiç gerek yok, nüfusun belli bir çoğunluğu burasını da, görerek yaşıyor zaten Hele de bu 29 Mart propaganda süresi hep yandaşlara rant sağlama, yolsuzluklar anlatıldı. Bunları anlatan da bizzat kendileri, siyasetçilerdir. Diğer yandan; TÜBİTAK ta oturanlar sayesinde en saygın bilim kurulu dünyanın gözünde bir paralık edildi. Darvin sıkandalına imza atan, bilimden ilimden bihaber insanlar, Devrime de Evrime de karşı, karanlıklardaki karartılarla kendilerini mutlu sanıyorlar Nereden nereye, yada geriden daha da gerilere mi? Hasılı kelam, daha fazla zaman kaybetmeden, aslında edildi de, birilerinin döndüğü aydınlıklara doğru dönüp, gelecek kuşağa yüz akıyla, huzur dolu bir dünya devretmek için acele edilmelidir diyorum. Biz yine geride kalan günlere bir daha gelmesin deyip, bu seçim sonuçlarına da demokrasi adına saygılı kalalım. Ancak, artık aklımızı da başımıza toplamamız lazım. Saygılarımla.