Herkes Politika Yapmalı mıdır? PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazarlarımız - Alirıza Uğurlu

Önce kendime soralım?
Elbette ki. Çünkü; Politika akıl işidir, üretkenlik ve değişkenliktir diye düşünüyorum Her insan düşünen konuşan canlı olduğuna göre, bilerek ya da bilmeyerek yapıyor zaten. Ya da aç tok iki ayak üstü dönüp dolaşsın mıdır insanın tarifi? 80 kusur yıldır cumhuriyetle ve çok partili meclislerle yönetilen bu Ülke üçüncü dünya ülkesi olarak bu gün konuşuluyorsa, düşünmek yasak, konuşanlar hapse ya da ipe götürülmelerin ne yazık ki sonucudur
70 li yılların ortalarında Milliyetçi Cephe 1, MC Başbakanı S.Süleyman Demirel Ankarada Türk İş sendikasının olağan genel kurulunda, kürsüye geldiğinde şunları söylemişti, İşçi politikaya karıştırılmamalı İşte size Çok partili cumhuriyet döneminde soyluların yönettiği bir ortaçağ dayatması. Günümüzde de tabi ruhbanlar Bir süre sonra S. Demirel Diyarbakırda bir açık havada halka konuşurken, bir işçi, sesleniyor. Sayın Başbakanım, geçinemiyoruz. Bu sesi duymuş olacak ki, soruyor.
-Ne iş yapıyorsun?
Başbakanım fırın işçisiyim.
-Peki, ayda ne kazanıyorsun?
Başbakanım 300 TL
-Öyleyse niçin şükür etmiyorsun?
Başbakanım çoluk çocuk ev geçindiriyoruz, yetmiyor.
-Canım, onu bulamayanlar da var
Ne yazık ki hep bu ülke böyle birileri tarafından yönlendirildi ve yönetildi Uzun bir süredir sohbetlerde ve dost sitelerde yazılarım ve şiirlerimde demişimdir. Hayatı paylaşılmazsa tatsız tuzsuz olur. Bunu deyince de tabi birilerine göre taraflı oluyorsunu Politika mecliste yapılır diyenlerin sayısı da az değil. Aslında böyle düşünenler, kendileri de politika yapıyor, hem de hiç de çağdaş olmayan kötüsünü Tabi, o tiplere göre, sistemin yarattığı her soruna çözüm yerine kader deyip teslim olacaksınız Ben seçimle geldim, siyaset benim hakkımdır demekte, başkalarının kişiliğine doğrudan saldırı sayılmaz mı?. Halka kesilen hesapların adı da alın yazısı kader olur, çünkü bunu içine sindirenler var, ha bire de çoğaltılmakta Geçen sene 2008 Ağustos ayında bir mahalli Tv kanalında demiştim. Siyaset kirlendi tabi ki kirlenecek, yaşam birilerinin vicdanına merhametine terk edilecek, hesap da sorulmayacak, onlarda çıkardıkları asıl taraflı kanunlarla bu günkü tablonun içine çekip oturtacaklar halkı Aklını Fikrini iyiye istikrar ve huzurdan yana işletip icraat göstersin, diye birileri seçilir hadi bizi yönet deyip yetki verilir, Toplumsal yaşamda dillerden bir an da olsun düşmeyen demokrasilerde bu kurumsallık olmazsa olmaz Ancak; nettin ne işledin demekte, her yurttaşın en doğal hakkıdır. Gerektiğinde aklının yettiği ölçüde görülen yanlışları alabildiğine eleştirecektir de. Bunlar hepsi politikadır...
Toplum birilerinin merhametine bırakılmış toplum olmamalıdır. Çağdaş hukuk kuralları çerçevesinde yapıcı anlayışla konuşan, üreten, ürettiklerini paylaşan toplumlar, hem sağlıklı ve de huzur bulmuşlardır. Bir anımı anlatmak istiyorum Malatya da mevsim yaz, hava sıcak, birkaç emsal oturduk, yer çay parkı, ağacın da gölgesinde oşkin oynayacağız. Ben zaten amatörce bir tavla bir de oşkin bilirim, bunları da ta köyde 40 kusur yıl önce öğrenmiştim. Her neyse, eşli başladık dört kişi oynuyoruz, kenardan birisi konuşarak geldi. Yanımızda seyircilerde var Ben bu partiye bir daha oy verirsem elimi kessinler O sıra doğal gaza yapılan zamlar gündemde. Yanımızdan birisi CHP ye ver dedi CHP ye verem de bizi aç mı koysun?, demesiyle oyundaki arkadaş atıldı, Politika yapma hemşerim, yapacaksan git başka bir yerde yap. Adam döndü bozuldu da. Ne dedim kardeşim? Yanımızda seyircilerden birisi, Adam doğru söylüyor, arkadaş politika bizim neyimize, bak duvarın kulağı var, gider söylerler. Ben dinliyorum, adam devam ediyor, yok olmaz hayır, nemize lazım, duvarın kulağı var. Bunu diyen emekli bir memur. O sıra Ergenekoncu denilenleri alıp götürüyorlar İşte çoğumuz duvardan, hatta dibinde fısıldanmadan da sakınan, aldatılmış, bürokrasi ukalalığı karşısında sindirilmiş, ötekileri gibiyiz Türkiye 80 kadar üniversitesiyle insan eğitiyor, insan eğitiliyorsa düşünecek ve konuşacaktır da. Köyde kentte her türlü soruna düşünüp tartışıp konuşarak değil de, efendi yada bey deyip ele ayağa düşerek istenebiliyor
ABD 2008 Dışişleri insan hakları ihlallerini inceleyen raporun Türkiye bölümü 62 sayfaya sıkıştırılmış.
Rapor da: Güvenlik, gayri müslüm azınlıklar, Alevi ve Kürt sorunu, kadınlara gösterilen şiddet, yolsuzluklar vs. Aynı eleştiriler AB Avrupa Konseyi yabancı ve Türk insan hakları örgütleri raporlarında da görülüyor. Bu rapor 02 Mart 2009. günü tüm görsel ve yazılı basında her tarafa duyuruldu Eğer düşünce ve konuşma özgürlüklerinin önü yasaklarla kesilmiş olmasaydı, Türkiye bu tip raporlarla dünyanın gündemine düğümlenip kalır mıydı hiç?
Sözün kısası:
Politika akıl işidir, üretkenlik ve değişkenliktir, diye düşünüyorum.

                                                                                          Saygılarımla.

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile