Aşık Hüdai (Sabri Orak) PDF Yazdır e-Posta
Ozanlar ve Aşıklar

HAYATI

ImageAsıl adı Sabri Orak olan Âşık Hüdâi, 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde doğmuştur. Henüz dokuz yaşında iken babası vefat edenHüdâi yetim kalmıştır. Hüdâi, bir söyleşisinde bu hususla alakalı olarak; “Babam yaşlıydı. Üçkardeşiz, üçümüzün de annesi ayrı. Babamın en genç eşinden doğan en küçük çocuğuyum.”demiştir.Hüdâi on bir yaşında iken ailesi, daha iyi imkânlara kavuşabilmek umuduylaGöksun’dan Adana’nın Kadirli ilçesine göçüp, yerleşmiştir. Bu yıllar umduklarının aksineailenin en acılı ve en zorlu yılları olmuştur. Hüdâi, çalışmak zorunda olduğu için okulagidememiş, geçim derdiyle pamuk tarlalarında çalışmış daha çok da Toroslarda çobanlıkyapmıştır. Hüdâi, hayatının bu devresini şöyle anlatıyor: “Adana’da Kadirli’de büyüdüm.Benim çocukluğum zorluklarla geçti. Okuma imkânı bulamadım. Yokluk, bir ıslak yorgan gibihiç üzerimden kalkmadı. Islak yorgan hem ağırdır hem de insanı her zaman üşütür. Banahayatı öğreten çile oldu. Ama sevda hiç başımızdan eksik olmadı. Dağ dumansız olmazimiş.” On bir yaşından itibaren irticalen şiir söylemeye başlayan Hüdâi, on dört yaşındaiken saz çalmaya başlamıştır. Âşık, “Hûdai”1 mahlasını Kadirli Âşıklar Gecesi’nde gösterdiğibaşarı sebebiyle almıştır. Okuma yazmayı asker ocağında öğrenen Âşık Hüdâi, okuyupdinlediği halk hikâyeleri ve eski şairlerin/âşıkların eserleri vasıtasıyla şiir ve âşıklıkkonularında bilgisini artırıp pekiştirmiştir. Hüdâi, yetişmesiyle ilgili olarak; “Benim yaşamım birKerem gibi geçti. Bütün ozanlar benim ustam oldu. Geçmiş, yaşamış tüm ozanlar benimustam oldu. Onları dinleyerek büyüdüm, yetiştim.” demiştir. Bu sebeple okuma yazmaöğrendiği asker ocağını hep saygı ve sevgiyle anmıştır. Hüdâi, askerliğini bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.Askerlik sonrası otuz yıl ayık gezmeyen Hüdâi, ömrünün çoğunu gurbette, otel odalarında geçirmiş, bu yıllarda sadece sazı ve sözüyle geçinmiştir. Gezmeyi âşıklığın bir gereği olarak görmüş, sık sık Anadolu gezilerine çıkmış, yaşayan usta âşıkların yakınında bulunarak kendisini yetiştirmiştir. Yirmi beş yıl İstanbul’da kalan Hüdâi, işsiz güçsüz ve perişan yılların ardından kısa bir müddet de olsa İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıştır. Her nedense Hüdâi, birkaç gün çalıştığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki işinden ayrılarak 1990’lı yıllarda Ankara’ya gelmiştir. Ankara’da Çankaya Belediyesi’nde işe alınan Hüdâi, Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak Âşık Veysel Parkı’nda çalışmıştırKonya’da yapılan Âşıklar Bayramı’na üç yıl katılan Âşık Hüdâi, 1968 yılında şiirdalında birinci olarak Fuzuli ödülünü almış, 1969 yılında da atışma ve şiir dallarında ikinciolarak Dadaloğlu ve Yunus Emre ödüllerini kazanmıştır. 1970 yılında ise şiir dalındaKaracaoğlan, atışma dalında Müdâmî ödüllerini almıştır.Çevresinde, ağırbaşlı, sessiz, sakin ve mahzun tabiatıyla tanınan Hüdâi, hayatınınson devresinde içkiyi bırakmış tasavvufa yönelmiştir. 1995 yılında Asiye Hanım’la evlenenHûdai'nin 1996 yılında Ali Kerem adında bir oğlu dünyaya gelmiştir. Biraz olsun huzura vedüzene kavuşan Âşık Hüdâi, bu yıllarda daha çok oğluyla ve şiirle uğraşmıştır. ÂşıkHüdâi’nin geç kavuştuğu saadeti ileri derecedeki şeker hastalığı sebebiyle uzun sürmemiştir.Ankara’da 23 Kasım 2001 tarihinde 61 yaşında iken vefat eden âşık, Ankara’da toprağaverilmiştir.

ESERLERİ 

Âşık Hüdâi, âşıklık geleneği tabiriyle hem “dilden” hem de “telden” söyleyebilen birâşıktır. Kendisini yakmayan bir dörtlüğün, dinleyeni ısıtmayacağı düşüncesindedir. O, butitizliği sebebiyle ince eleyip sık dokumuş, az ama öz şiir yazmıştır. (Âşık Hüdâi, 1998: 10,12;Kaymak, www.aleviyol.com). Âşığın toplam 95 şiiri yıllara göre şu kitaplarda yayınlanmıştır: 1. Âşık Hüdâi, Gönül Diyarından Deyişler, Yağmur Yayınevi, İstanbul 1971, 59s.Âşık Hüdâi’nin yayınlanan ilk şiir kitabıdır. Eser, Ahmet Kabaklı’nın 27 Şubat 1971 tarihli ÂşıkHüdâi’yi konu alan bir takdim yazısıyla birlikte, deyiş, koşma, atışma, semai ve dörtlüklerbaşlığı altıda toplam 34 şiirden müteşekkildir. Eser ayrıca Âşık Hüdâi’nin katıldığı KonyaÂşıklar Bayramı’nda aldığı ödülleri de ihtiva etmektedir.2. Ahmet Özdemir, Yaralar Beni-Maraşlı Hüdâi,3. Âşık Hüdâi, Bütün Evren Semah Döner, (hzl.: Celal Kılıç), Yeni Deyişlerle 6.Baskı, Güldikeni Yay., Ankara 1998, 109s. Dr. Celal Kılıç tarafından yayına hazırlanan eser,Âşık Hüdâi’nin yayınlardan tespit edebildiğimiz toplam 95 şiirinden 94’ünü ihtiva etmektedir.4. Âşık Hüdâi, Yaşamı-Kişiliği-Sanatı ve Şiirleri (hzl.: Zeynep Başaran) EmekMatbaacılık ve İlancılık Yay., İstanbul 1980, 96s. Eser, 44 sayfalık incelemeyle birlikte ÂşıkHüdâi’nin 46 şiirini ihtiva etmektedir.5. Âşık Hüdâi, Yaşamı, Sanatı, Duygu, Düşünce ve Kişiliği, Çankaya BelediyesiYay., Nu: 9, Ankara199-?, 69s. Eser, Âşık Hüdâi’nin hayatı ve kişiliği hakkındaki kısa bilgiylebirlikte70 şiirini ihtiva etmektedir.Göksunlu Âşık Hüdâi, sazı ve sözüyle âşıklık geleneğinin adap ve erkânına sahip birâşıktır. Ülkenin siyaseten sıkıntılı döneminde yaşamasına rağmen, sanatına siyasetibulaştırmamıştır. Şiirlerinde daha çok tabiat, insani ilişkiler, sevgi, aşk ve tasavvuf konularınıişlemiştir. Hece vezniyle ve çoğunlukla dörtlükler halinde yazdığı şiirlerini saz eşliğinde çalıpsöylemiştir. Âşık Hüdâi, sade Türkçesi ve samimi üslubuyla, bitti bitiyor denilen âşıklıkgeleneğinin 21. yüzyıla uzanan yolculuğunda önemli halkalardan biri olmuştur.   

 

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile