Bektaşi Fıkraları (4.BÖLÜM) PDF Yazdır e-Posta
Bektaşi Fıkraları Menüsü


BİR DE SENİN KULUNA BAK
Bektaşi Baba İstanbul'da gezinirken, Padişahın Sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir binanın yakınından geçmekte idi. Binanın önünde şatafatlı bir fayton durmakta idi. Binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhafızlar selama durdu. Adam faytona binerken, Bektaşi meraklalandı ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sordu.
-Faytona binen padişahmıdır?
-Hayır padişahın bir kuludur. Cevabını aldı. Bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama baktı. Sonrada kendi haline baktıktan sonra, ellerine açarak:

-Tanrım, bir padişahın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak! Diye söylendi.


KABAHAT TARLAYI GÖSTERENDE
Köylü yağmur duasına çıkıyormuş, Bektaşi'ye ''sen de gel'' demişler. Baba Erenler kalabalığa katılmış, yolda küçük tarlasının yanından geçerken elindeki sopayı tarlaya dikmiş, göğe bakarak:
-Bizimki de, demiş, burası!.. Duadan sonra bir yağmur bir yağmur, ortalığı seller basmış, Bektaşi'nin tarlasında ne varsa sular almış götürmüş. Bu manzarayı gören Bektaşi, ellerini yukarı kaldırmış:
-Ulan, demiş, kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösterende..


AKŞAMDAAAAAN, AKŞAMA
Zaptiyebaşı yolda çakırkeyif rastladığı Bektaşi'yi çevirmiş ve kükremiş:
-Söyle bre zındık, namaz vakti cami mihrabında secdeye vardığın olur mu?

Erenler çok hızlı ve çok vurgulu bir biçimde cevaplamış:
-Her bayram, her bayram. Zaptiyebaşı bu kez:
-Peki ey kafir, şarap zıkkımlanır mısın? diye sormuş. Bektaşi suçüstü yakalanmış olmasının ürkekliği ve yalana başvurmanın faydasının olmadığının farkına vararak, eliyle küçümseme işareti yaparak yanıt vermiş:
-Eh, akşamdaaaaan akşama.


SIRAT KÖPRÜSÜ
Bektaşi kafayı çekmiş. Ayakları birbirine dolana dolana, sağa sola yalpalayarak giden Bektaşi’yi gören komşusu dayanamayıp laf atmış:
-Hey baba erenler, bu halle sırat köprüsünü nasıl geçersin ? Bektaşi istifini bozmadan komşusunu cevap vermiş:
-Sanki karşı tarafta mor sümbüllü bağlarım varda!


OLMAYAN ŞEY
Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:
-Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş. Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:
-Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş. İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:
-Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş. Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:
-Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister. Demiş.


KAYIK KÜÇÜK
Bektaşi kiraladığı kayık ile Eminönü’nden Üsküdar’a giderken, deniz dalgalanmaya, kayık sallanmaya başlar. Dalgaların, büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu sezen Bektaşi’nin telaşlandığını gören kayıkçı:
-Ne korkuyorsun yolcu? Korkma. Allah büyüktür! Diye Bektaşi’yi sakinleştirmek ister. Kayıkçının bu sözüne içerleyen Bektaşi şu yanıtı verir:
-Allah büyüktür amma, kayık küçük!
 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile