| Bektaşi Fıkraları (4.BÖLÜM) |
|
|
|
| Bektaşi Fıkraları Menüsü | |||
|
-Tanrım, bir padişahın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak! Diye söylendi. -Her bayram, her bayram. Zaptiyebaşı bu kez: -Peki ey kafir, şarap zıkkımlanır mısın? diye sormuş. Bektaşi suçüstü yakalanmış olmasının ürkekliği ve yalana başvurmanın faydasının olmadığının farkına vararak, eliyle küçümseme işareti yaparak yanıt vermiş: -Eh, akşamdaaaaan akşama. SIRAT KÖPRÜSÜ Bektaşi kafayı çekmiş. Ayakları birbirine dolana dolana, sağa sola yalpalayarak giden Bektaşi’yi gören komşusu dayanamayıp laf atmış: -Hey baba erenler, bu halle sırat köprüsünü nasıl geçersin ? Bektaşi istifini bozmadan komşusunu cevap vermiş: -Sanki karşı tarafta mor sümbüllü bağlarım varda! OLMAYAN ŞEY Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra: -Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş. Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış: -Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş. İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş: -Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş. Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp: -Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister. Demiş. KAYIK KÜÇÜK Bektaşi kiraladığı kayık ile Eminönü’nden Üsküdar’a giderken, deniz dalgalanmaya, kayık sallanmaya başlar. Dalgaların, büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu sezen Bektaşi’nin telaşlandığını gören kayıkçı: -Ne korkuyorsun yolcu? Korkma. Allah büyüktür! Diye Bektaşi’yi sakinleştirmek ister. Kayıkçının bu sözüne içerleyen Bektaşi şu yanıtı verir: -Allah büyüktür amma, kayık küçük!
|










