Bektaşi Fıkraları (5.BÖLÜM) PDF Yazdır e-Posta
Bektaşi Fıkraları Menüsü


ALLAH’IN KELAMI
Bir mecliste Kuran’ı Kerim'den söz açılıp, sohbet koyulaşmıştır. Kuran'ı Kerim’in eşsizliğinden ve olağanüstülüğünden bahsedilirken, odanın bir köşesinde kendi halinde çubuğunu içmekte olan bir Bektaşi söze karışır:
-Evet, Allah’ın kelamı cidden eşsizdir. Amma, yazısı biraz karışıktır!... der. Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar:
-Karışık mıdır? nerden biliyorsun? Bektaşi sakin bir tavırla cevap verir:
-Alnımın yazısından!


CAMİDE VAAZ
Bektaşi’nin yolu camiye düşmüştür. Cami imamı o gün ki vaazında içkinin kötülüklerinden bahsetmektedir. Cami imamı uzun bir vaazdan sonra cemaate birde örnek verir:
-Ey cemaat eşeğin önüne bir kova su, bir kova da rakı koyun hangisini içer? diye sorar. Bektaşi elini kaldırarak cami imamının sorusunu yanıtlar:
-Hocam suyu içer.
İmam: Tabi ki suyu içer, peki neden suyu içer? Diye sorunca,
Bektaşi cevaplar:
-Neden olacak hocam, eşekliğinden!


İNEĞİDE KURBANA SAYMAZSAM!
Bektaşi bulgurunu kaynatıp, kuruması için sermiş, bir yandan karıştırırken bir yandan da dua edermiş:
-Allah'ım bulgurlarım kurumadan yağmur yağdırma! Bulgurlar tam kurumaya yüz tutmuşken yağan yağmur, Bektaşi’nin bulgur sergisini su içinde koymuş. Bu zor durumunun üzerinden bir hafta geçmeden, ineğini de ahırda ölü bulan Bektaşi, üst üste gelen kötü olayları kabullenmekte zorlanmış. Ramazan ayının geldiğini fırsat bilen Bektaşi oruç tutmaya niyet etmiş ve Ramazanın ilk günü, iftara beş dakika kala sigarasını yakmış. Sigarasından içine çektiği dumanı büyük bir keyifle gökyüzüne üfleyerek:
-Nasıl, illet oluyorsun şimdi bana değil mi? Diyerek kendi kendine söylenmeye devam etmiş:
-Ölen ineği de kurbana saymazsam şerefsizim!


BİTSİN BU DAVA
Gelecek konuklarını nasıl ağırlayacağını kara kara düşünen Bektaşi’nin gözü, Yahudi olan komşusunun keçilerine takılmış. Keçilerden birini çaktırmadan alıp kesmiş. Durumu fark eden Yahudi; "Kadıya gitsem… Kadı da Bektaşi’de Müslüman, ben Yahudi’yim. Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi’nin nesi var ki, hakkımı alabileyim!... Biz artık Allah’ın huzurunda hesaplaşırız...” düşüncesi ile şikayetçi olmamış. Gel zaman git zaman her ikisi de rahmetli olmuş. Yahudi, ahrette Bektaşi’den davacı olmuş. Mahkeme kurulmuş ve Bektaşi’ye sormuşlar:
-Sen Yahudi komşundan habersiz keçisini kesmişsin!
-Kesmedim, demiş Bektaşi.
-Ben gözlerimle gördüm demiş, Yahudi. Bektaşi “Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.” Diye itiraz etmiş.
-Haklısın ama, günahların arasında keçiyi kestiğinde yazılı, demişler. Bektaşi bu kez, “Mahkeme hakimi aynı zamanda şahitlik yapamaz.” Diye itiraz etmiş.
-Gene haklısın; o zaman getirin keçiyi ona soralım... demişler. Bektaşi son bir çaba ile çözüm yolu önermiş:
-Ne!... Keçi burada mı?..... Verin keçiyi o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava!


FAKİRE CAN GELDİ
Oruç tutan Bektaşi pek fena susamış. Gürül gürül akan çeşmeyi görünce de dayanamayıp ağzını dayayıp kana kana çeşmeden su içmiş. Bu sırada oradan geçen komşusu seslenmiş:

-Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti! Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş :
-Oruç gitti ama fakire de can geldi!

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile