Bektaşi Fıkraları (1.BÖLÜM) PDF Yazdır e-Posta
Bektaşi Fıkraları Menüsü

ENEL-BATIL'MI DEMELİYDİ?
Bir mecliste konuşmacının biri Halacı Mansuru çok över. Dinleyicilerden biri ;
-Yahu Hiç ‘En-el Hak’ ben Allah’ın denir mi ? Toplantıda bulunan
Bektaşî.
-Dur hele efendi. En-el-batıl mi demeliydi. (Enel-batıl; doğru olmayan, haksiz, inançsız, gerçek dışı, bos)

ULAMANIN GÖZÜ KALMIŞTIR
-Hocayım diye köye gelmişti. Zamanın bilgini olarak geçinirdi. Bir gün şunları söyledi:
-Ey ümmeti Müslim'in! Cenabil Rabbil Alemin, Ahalinin rızkını üçe ayırmıştır. Bu rızkın birini dilleri ile, ikincisini elleri ile ulâmalar almıştır. Üçüncü hisse de sair halka bırakılmıştır. Deyince Bektaşi de:
-O hissede de ULAMANIN gözü kalmıştır, dedi. (Ulâma; seçkin, zengin, üst-sınıf, devletin ileri gelenleri)


SENDEMİ ÇOCUKLARA UYDUN?
Mahallenin yaramaz çocukları, gezgin Bektaşi dervişiyle alay edip onu taslamaya başlamışlar. Bektaşi yaramaz çocukların taslarından kaçıp kasabanın dışına kendini zor atmış. Tam bu arada ceviz gibi büyük büyük bir dolu yağmaya başlamış. Bektaşi başını yukarı kaldırmış, Hey Allah"ım sende mi çocuklara uydun, demiş.


BEN NASIL OLSA ARABAYLA GİDİYORUM
Mahşer günü herkes günahlarını sırtlamış, hesap vermeye gidiyormuş. Bektaşi'nin günahı o kadar çokmuş hiç öyle sırtlamakla cırtlamakla götürülecek gibi değil. Hepsini bir arabaya yüklemişler, üstünde Bektaşi'yi atmışlar.
-Git Allah'ın belası, git de günahlarının cezasını çek demişler. Bektaşi türkü söyleyerek giderken yolda yaşlı bir nine görmüş. Ninenin günahı bir keseden az ama, zavallıcık kendini götüremiyor ki günahlarını taşısın.
Bektaşi seslenmiş:
-Nine, nine". At o torbayı benimkilerin üstüne. Ben nasıl olsa arabayla gidiyorum.


GİDERSE ZOR GELİR
Bektaşi"ye:
-Koskoca ramazan geçti gidiyor, sen hala oruç tutmadın! Bu nasıl istir? diye sormuşlar. Bektaşi:
-Îmanım, demiş ramazan gider yine gelir. Bu can giderse bir daha zor gelir.


ANCAK BU KADAR OLUR
Bektaşi"ye sormuşlar.
-Niye bu dünya düz değil de, böyle dağlık tepelik, inişli çıkışlı?
-İmanım diye cevap vermiş
Bektaşi;
-6 günde yaratılan dünya ancak bu kadar olur. (Kuran İncil gibi dini kitaplarda, tanrının dünyayı 6 günde yaratığı yazılıdır.)


BAŞKA İŞİMİZ YOKTA
Uzun süre yolda olan Bektaşi'nin mintanı kirlenmiş. Görenler ayıplamışlar.
-Erenler gömleğin çok kirli yıkasana!. Bektaşi nasıl olsa yine kirlenecek değil mi?.
-Sende yine yıkarsın.
-Yine kirlenir. Yine yıkarsın..... Bektaşi dayanmamış.
-Îmanım başka isimiz yokta, biz bu dünyaya gömlek yıkamaya mi geldik.


ZOR VE KOLAY OLAN
Bektaşi’ye sormuşlar:
-Dünyanın en zor ve en kolay şeyleri nedir?
Bektaşi söyle demiş:
-En kolayı, nasihat vermek, en zoru kendini bilmektir.


OLMAZ OLUR MU?
Biri Bektaşi'ye sormuş.
-Allah var mi?
Baba Erenler:
-Olmaz olur mu, demiş. Yetmiş senedir birbirimizle uğraşıyoruz hep onun dediği oluyor.


SANA DÜŞEN
Bektaşi’yi toplum içinde küçük düşürmek isteyen biri.
-Bektaşi efendi, borcunuz var mı? Diye sormuş.
-Evet bakkala biraz borcum var.
-Canım onu sormuyorum. Namaz borcun var mı?
Bektaşi kızmış:
-Onu ancak tanrı sorar, Sana düsen bakkal borcunu sormak.


GÖZÜM ORASINI SEÇMİYOR
Bektaşi'ye sormuşlar.
-Niye namaz kılmıyorsun? Kuranı açıp göstermiş.
-Burada ‘namaz kılmayın’ diyor.
-İyi ama, üstünde abdestiniz bozulmuşsa namaz kılmayın diye yazıyor. Bektaşi basını sallamış.
-Valla, benim gözüm orasını seçmiyor.


OLSUN
-Ahlâk bozuldu, böyle giderse, Dünyanın altı üstüne gelecek! der birisi.
Bektaşi:
-Olsun, bakarsın altı üstünden iyidir.


ÇAKMAK ÇAKIP DURMA
Bir yağmur, dolu, sel, Bektaşi’nin bostan tarlasında ne varsa hepsini silip süpürüp alıp götürmüş, daha da hava gürleyip şimşekler çakıyormuş, Bektaşi tarlada saklandığı kulübeden çıkmış gökyüzüne dönüp:
-Daha ne çakmak çakıp duruyorsun, geriye hiç bir şey bırakmadın işte.. demiş.


CAMİYE SOKMADIK
1970 yılların başında solcu öğrenci gerillalar, dağda aç kalınca, Alevi köylüden, yemek istemişler, köylü PİR evini göstermiş. Dede tanrı misafiri deyip bunların karnını doyurmuş, sonra muhabbete dalmışlar.. Solcu öğrenciler, siyasi konulardan sömürüden, adaletsizlikten vs. konuşmuşlar, aklına yatan Dede haklısınız çocuklar haklısınız demiş. Öğrenciler evirip çevirip konuyu, dedelerinde hakkulah yiyip halkı sömürdüklerini, onları dinle uyuduklarını, halk için hiç bir şey yapmadıklarını söylemişler..
Dede biraz düşünmüş:
-O kadarda değil, hiç bir şey yapmadıysak, en azından bu halkı bin yıldır camiye sokmadık.. demiş..

 

Yorum Yap


Security code
Kodu Yenile